Bu sıcakta da boş durmadım tabii, klimamı cool modunda 19 dereceye getirip, hafiyeliklerime tam gaz devam ettim. Geçen hafta Twitter hesabımdan da söz etmiştim. Sosyetede HPV (Human Papilloma Virus) kol geziyormuş. Ay nerden mi biliyorum, alın işte ispatı.
Hayır adı altında swinger geceleri düzenleyen bir derneğin üyeleri, boğazda bir yalıda after party niyetine eş değiştirme partileri veriyormuş. Tabii aynı eşlerle birlikte oldukları için de, kaynağı belli olmayan virüs taşıyıcı sosyetiğimiz, bütün iştirak edenlere bu mereti bulaştırmış. Şimdi hepsi cildiyeci cildiyeci geziyormuş. Her yerleri pıtırcık gibi siğil olmuş. Ayy, Rabb'im kimselere vermesin. Eee, ne demişler? 40'ından sonra azanı... neyse.
Ay biraz da güzel şeylerden bahsedelim. Eski Türkiye güzellerimizden Catherine Beta Sınıfatladı, yıllardır gördüğü tüp bebek tedavisinden sonra nihayet bebeğine kavuştu. Başta her şey güzel giderken, pusetle İstinye Park senin, Bebek, Maçka benim gezerken, Rahiya Ashkenaz isimli dünya güzeli kız bebek büyüdükçe gariplikler sergilemeye başlamış. Nerden mi biliyorum ? Alın işte ispatı.
Ben bir maraza olduğunu, Catherine Hanım'ın Instagram postlarının seyrekleşmesinden anlamıştım. Durmadım, araştırdım. En sonunda zavallı Catherine'i 20 cm gelmiş dipleriyle görünce, ay dedim kesin bir şey var. Varmış şekerlerim, varmış. Rahiya Bebek, konuşmaya başladığında "anne" bile demeden "Sarıkızı sağan mı, tarlayı süren mi" demeye başlamış. Ev yapımı manda yoğurdu tarifi falan veriyormuş. Camdan dışarı bakarken "Züleyha gızz, baban harmanlığa gettiydi, suyu ısıt, gelir şimdi" gibi şeyler diyormuş. Bizim Catherine hanım şokk! Başta Özbek yardımcıları Shaxsanam'den duyduklarını taklit ediyor sanmışlar ama zavallı dadının dilsiz olduğunu fark ettiklerinde çok geçmiş (bu ne ilgisizlik ayol. mülakatta mors alfabesiyle falan anlaştılar herhalde).
Sonracığıma hacılara mı, hocalara mı gidilmemiş, muskalar mı yazılmamış. Nihayet ortaya çıkmış ki Rahiya Bebek, 2008'de kocasının kullandığı traktörün altında kalan bir köylü kadınının reenkarnesiymiş. Catherine Hanım, gerçeği ne kadar kabullenmek istemese de, durumu, cemiyetten misafir ağırladığında kızını göz önünden kaldırmakla falan idare ediyormuş. Yakın arkadaşlarına da "En azından taze manda yoğurdu yiyoruz şekerim" diye latifeler yapıyormuş. Yaa işte öyle.
Biraz da yemeden içmeden bahsedelim. Geçtiğimiz akşam 25 yıllık kadim dostum Lamia Altınvarak'ın Erenköy'de açtığı mekanı Yemedeyanındayat'taydım. Çok enteresan bir konsept. Doymaya değil, yemekle bütünleşmeye gidiyorsunuz. Hatta yemeğin yanında yatıp bir süre özümsemek isterseniz yatak bile var. Fiyatlar ise aşşırı ucuz. Sodexo'lular bile gidebilir. İşte benim tercih ettiğim menü ve fiyatları.
Somon yatağında limon soslu şnitzel yastık: 340 TL
Karidesli, karıncayiyen burunlu milföy: 290 TL
Kurbağa derisinden çıtır cips: 80 TL
Isırgan otlu kaju ezmesi: 55 TL.
Yaa işte böyle canlarım… Sizin için üşenmeyip hem sosyetenin
hem de İstanbul’un altını üstüne getiriyorum. Haftaya görüşmek üzere…
Suzan’ınız sizi öper.
Alın işte ispatı;
Muckss…
Suzan Tuzukuru
Suzan Tuzukuru