15 Temmuz 2015 Çarşamba

Reenkarneyim, reenkarnesin, reenkarneler

Ay şekerleriim, havalar soğuk soğuk dedik, yine asfaltta pişmiş omlete döndük. Yazlık yeri karpuzcuları gibi vantilatörlü şapkalarla falan gezicem yani nerdeyse.
Bu sıcakta da boş durmadım tabii, klimamı cool modunda 19 dereceye getirip, hafiyeliklerime tam gaz devam ettim. Geçen hafta Twitter hesabımdan da söz etmiştim. Sosyetede HPV (Human Papilloma Virus) kol geziyormuş. Ay nerden mi biliyorum, alın işte ispatı.
Hayır adı altında swinger geceleri düzenleyen bir derneğin üyeleri, boğazda bir yalıda after party niyetine eş değiştirme partileri veriyormuş. Tabii aynı eşlerle birlikte oldukları için de, kaynağı belli olmayan virüs taşıyıcı sosyetiğimiz, bütün iştirak edenlere bu mereti bulaştırmış. Şimdi hepsi cildiyeci cildiyeci geziyormuş. Her yerleri pıtırcık gibi siğil olmuş. Ayy, Rabb'im kimselere vermesin. Eee, ne demişler? 40'ından sonra azanı... neyse.
Ay biraz da güzel şeylerden bahsedelim. Eski Türkiye güzellerimizden Catherine Beta Sınıfatladı, yıllardır gördüğü tüp bebek tedavisinden sonra nihayet bebeğine kavuştu. Başta her şey güzel giderken, pusetle İstinye Park senin, Bebek, Maçka benim gezerken, Rahiya Ashkenaz isimli dünya güzeli kız bebek büyüdükçe gariplikler sergilemeye başlamış. Nerden mi biliyorum ? Alın işte ispatı.
Ben bir maraza olduğunu, Catherine Hanım'ın Instagram postlarının seyrekleşmesinden anlamıştım. Durmadım, araştırdım. En sonunda zavallı Catherine'i 20 cm gelmiş dipleriyle görünce, ay dedim kesin bir şey var. Varmış şekerlerim, varmış. Rahiya Bebek, konuşmaya başladığında "anne" bile demeden "Sarıkızı sağan mı, tarlayı süren mi" demeye başlamış. Ev yapımı manda yoğurdu tarifi falan veriyormuş. Camdan dışarı bakarken "Züleyha gızz, baban harmanlığa gettiydi, suyu ısıt, gelir şimdi" gibi şeyler diyormuş. Bizim Catherine hanım şokk! Başta Özbek yardımcıları Shaxsanam'den duyduklarını taklit ediyor sanmışlar ama zavallı dadının dilsiz olduğunu fark ettiklerinde çok geçmiş (bu ne ilgisizlik ayol. mülakatta mors alfabesiyle falan anlaştılar herhalde).
Sonracığıma hacılara mı, hocalara mı gidilmemiş, muskalar mı yazılmamış. Nihayet ortaya çıkmış ki Rahiya Bebek, 2008'de kocasının kullandığı traktörün altında kalan bir köylü kadınının reenkarnesiymiş. Catherine Hanım, gerçeği ne kadar kabullenmek istemese de, durumu, cemiyetten misafir ağırladığında kızını göz önünden kaldırmakla falan idare ediyormuş. Yakın arkadaşlarına da "En azından taze manda yoğurdu yiyoruz şekerim" diye latifeler yapıyormuş. Yaa işte öyle.
Biraz da yemeden içmeden bahsedelim. Geçtiğimiz akşam 25 yıllık kadim dostum Lamia Altınvarak'ın Erenköy'de açtığı mekanı Yemedeyanındayat'taydım. Çok enteresan bir konsept. Doymaya değil, yemekle bütünleşmeye gidiyorsunuz. Hatta yemeğin yanında yatıp bir süre özümsemek isterseniz yatak bile var. Fiyatlar ise aşşırı ucuz. Sodexo'lular bile gidebilir. İşte benim tercih ettiğim menü ve fiyatları.
Somon yatağında limon soslu şnitzel yastık: 340 TL
Karidesli, karıncayiyen burunlu milföy: 290 TL
Kurbağa derisinden çıtır cips: 80 TL
Isırgan otlu kaju ezmesi: 55 TL.

Yaa işte böyle canlarım… Sizin için üşenmeyip hem sosyetenin hem de İstanbul’un altını üstüne getiriyorum. Haftaya görüşmek üzere…
Suzan’ınız sizi öper.
Alın işte ispatı;

Muckss…

Suzan Tuzukuru


6 Temmuz 2015 Pazartesi

Seviliyorsunuzzz, özlendinizzzz...

Ay şekerleriim, sizden ayrı kaldığım her gün bana sanki ıstırap (ızdırap mıydı yoksa ahaha) gibiydi. Evet LaSalle'de moda ikonu olmuş, el değmemiş plajlarda güneşlenmiş, bu arada 2 ağır aşk atlatmış olabilirim ama inanın hep aklımın bir köşesindeki karikatür baloncuğundaydınız. Yediğim ıstakozların tadına bile varamadım.
Tabii bu arada asli görevimi, sosyete haberlerini heybemde toplamayı da ihmal etmedim. Sizin için dark room'lara mı sızmadım, gizli kamerayla swinger partilerine mi gitmedim...
Bu sosyete iyice zıvanadan çıkmış canlarım. Ay, nereden mi çıkarıyorum? Alın işte ispatı…
Gez Toz Seyahat Acentelerinin sahibi Abdulcenap Vakurgoril, 93 yılında dul kalmış, hemen ertesi sene Şahmaran Vakurgoril adlı Azeri bir güzelle evlenmişti. Buraya kadar her şey normal görünüyo, di mi? Ama değil anacım, değil!
Başarıyla sürdürdükleri evlilik yıkılma aşamasına gelmiş. Neden mi? Nedeni var mı ayol; önceleri çabucak ölür diye evlendiği Abdulcenap Bey turp gibi çıkıp, üzerine bir de 4 çocuk peydahlatınca bizim hatunun burasına kadar gelmiş. Yakın çevresine “Beni doğum makinesi gibi kullanıyor, üstelik Dolce & Gabbana’dan yukarı giyinemiyorum!” diye dert yanan sosyetik güzel sinsi bir plan yapmış. Abdulcenap Bey’in çorbasına küçük miktarlarda cıva koyan Şahmaran Hanım, çorbanın buharından kendi de zehirlenince yakayı ele vermiş. Şimdi hem nafakadan hem de çocuklarından mahrum kalan Şahmaran Hanım, “Aza tamah etmeyen çoğunu hiç bulamaz” diye hayıflanıyormuş. Yaa canlarım, söze gerek yok.
Aman, biraz da güzel şeylerden bahsedelim ayol!
Keriman Güzellik Merkezi’nin sahibi Keriman Herşeyibeğenmez, geçtiğimiz günlerde sosyetenin diline düşmüş. Taksim'deki Onur Yürüyüşü'nün ortasında kalan sosyetik güzel ne yapacağını şaşırmış. Kalabalıktan sıyrılmak isteyen fakat başaramayan Keriman Hanım çareyi eline bir pankart alıp yürüyüşe destek vermekte bulmuş. Ama aksilik bu ya; bazı polisler taşkınlık çıkaran travesti ve transseksüelleri gözaltına alırken Keriman Hanım’ı da araya sıkıştırıvermişler. Abartılı makyajı, kaynaklı saçları ve botokslu yüzüyle polislerin ayırt edemediği Keriman Hanım, travesti olmadığını ispat etmek için saatlerce ter dökmüş. Nezarethaneden evine hıçkırıklar içinde dönen Keriman Hanım şimdilerde kendisine gülen dostlarına “O polisler yargıda hesap verecekler” diyormuş.
Ay biraz da yemeden, içmeden bahsedelim canlarım.
Geçtiğimiz akşamüstü 25 yıllık kadim dostum Vahide Gereksizşaşaa’nın Nişantaşında açtığı yeni cafesi Ultralüks’teydim. Canım dostum her şeyle bizzat kendisi ilgilenmiş. Yemekler de inanılmaz ucuz. SGK’lılar bile gidebilir.
İşte benim tercih ettiğim menü ve fiyatları:
Muşmula soslu sacda kızarmış orangutan burnu: 465 TL
Hurma jölesi: 180 TL
Tahinli hindi dolması: 78 TL
Yaa işte böyle canlarım… Sizin için üşenmeyip hem sosyetenin hem de İstanbul’un altını üstüne getiriyorum. Haftaya görüşmek üzere…
Suzan’ınız sizi öper.
Alın işte ispatı;

Muckss…

Suzan Tuzukuru